Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Mestin
üzerini meshetmenin altı şartı vardır. Bunlar:
Birinci
şart:
Mesti,
abdestli olarak giymek gerekir.
Bunun
delili; Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-'in, Muğîre b. Şu'be'nin -Allah ondan râzı olsun- rivâyet
ettiği şu hadistir.
Muğîre b. Şu'be -Allah ondan râzı
olsun- şöyle demiştir:
(( كُنْتُ
مَعَ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فِي سَفَرٍ، فَأَهْوَيْتُ
لِأَنْزِعَ خُفَّيْهِ، فَقَالَ: دَعْهُمَا فَإِنِّي أَدْخَلْتُهُمَا طَاهِرَتَيْنِ،
فَمَسَحَ عَلَيْهِمَا.))
[ متفق عليه ]
"Ben, bir yolculuk
sırasında Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte idim.
(Abdest için)
ayakkabısını çıkarmak üzere ellerimi
uzattığımda bana:
- Onları
bırak! Çünkü ben, ayaklarımı, çarığımın
içine abdestli olarak koydum, buyurdu ve ayaklarının üzerini
meshetti." (Buhârî ve Müslim).
İkinci
şart:
Mest veya çorapların
temiz olması gerekir.
Eğer mest
veya çoraplar necis (pis) ise, üzerlerini meshetmek câiz değildir.
Bunun
delili; Rasûlullah -sallallahu aleyhi
ve sellem-, birgün ayakkabısıyla ashâbına namaz
kıldırırken namaz sırasında
ayakkabısını çıkarmış ve bunun sebebinin de,
Cebrail -aleyhisselâm-'ın gelip ayakkabısına bir necâset veya
pislik bulaştığını kendisine haber verdiğini
ashâbına bildirmişti. (Hadisi, İmam Ahmed, Müsned'inde, Ebu Saîd
el-Hudrî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet etmiştir.)
Bu hadis, necâset bulaşan mest veya
çoraplarla namaz kılmanın câiz olmadığına delâlet
etmektedir. Çünkü necâsetin bulunduğu yerin üzeri meshedildiği
zaman, mesheden kimsenin eline necâset bulaşır ve eli pislenir. Dolayısıyla
necâsetin bulunduğu yer temizlenmiş olmaz.
Üçüncü şart:
Mest veya çorapların üzerini meshetme
işi, abdestsizlik durumunda olmalı, cünüplük veya boy abdesti
gerektiren bir durumda olmamalıdır.
Bunun delili; Safvân b.
Assâl'ın -Allah ondan râzı olsun- rivâyet ettiği şu hadiste
o şöyle demiştir:
(( كَانَ يَأْمُرُنَا إِذَا كُنَّا سَفَرًا أَوْ
مُسَافِرِينَ أَنْ لا نَنْزِعَ خِفَافَنَا ثَلاثَةَ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ
إِلا مِنْ جَنَابَةٍ وَلَكِنْ مِنْ غَائِطٍ وَبَوْلٍ وَنَوْمٍ.)) [ رواه الترمذي ]
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, yolculukta
veya yolcu olduğumuz zaman -cünüplük hâli bunun
dışındadır-, (abdestli
olarak giydiğimiz takdirde), büyük ve küçük abdest bozmak ile uyku
uyumak gibi hallerde üç gün ve üç gece (yetmiş iki saat) çarıklarımızı
çıkarmamamızı bize emrederdi."
(Tirmizî;
hadis no: 96).
Bu
zikrettiğimiz hadis gereği, mest veya çorapların üzerini
meshetme işi, abdestin bozulması durumunda olmalıdır,
cünüplük durumunda olmamalıdır.
Dördüncü
şart:
Mest veya çorapların üzerini meshetme
işi, dînen tayin edilen zaman dilimi içerisinde olmalıdır.
Bu süre; mukim için, bir gün ve bir gece (yani
yirmi dört saat), yolcu için ise; üç gün ve üç gecedir (yani yetmiş
iki saattir).
Nitekim Ali b. Ebî Tâlib'in -Allah ondan
râzı olsun- rivâyet ettiği hadiste o şöyle demiştir:
((قَالَ
رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لِلْمُقِيمِ يَوْمٌ
وَلَيْلَةٌ، وَلِلْمُسَافِرِ ثَلاثَةُ أَيَّامٍ وَلَيَالِيهِنَّ.))
[ رواه مسلم ]
"Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
-
(Mestin
üzerini meshetmenin süresi) mukim için bir gün ve bir gece, yolcu için ise,
üç gün ve üç gecedir." (Müslim).
Bu süre, abdesti
bozulduktan sonra yeniden abdest aldığı zaman mestin üzerini
meshettiği andan itibaren başlar, mukim için yirmi dört saat, yolcu
için ise, yetmiş iki saate kadar devam eder.
Örneğin
bir kimsenin Salı günü sabah namazı için abdest
aldığını ve bu abdest ile o günün yatsı
namazını bu abdestle kıldıktan sonra uyuduğunu,
Çarşamba günü sabah namazı için uyandığını
ve saat beşte abdest alırken mestinin üzerini meshettiğini kabul
edelim. Buna göre meshin süresi,
Çarşamba günü sabah saat beşten itibaren başlar, Perşembe günü sabah saat
beşe kadar devam eder.
Yine, bu kimse Perşembe günü sabah saat
beşten önce abdest alır ve mestinin üzerini meshederse, bu mesh
ile -abdesti bozulmadığı sürece- hem sabah namazını,
hem de dilediği kadar vakit namazını kılabilir. Çünkü
ilim ehlinin görüşlerinden tercihli görüşüne göre, mestin
süresi tamamlandığı zaman abdest bozulmaz. Çünkü
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- abdest için belirli bir süre tayin
etmemiş, sadece mesh için belirli bir süre tayin etmiştir.Dolayısıyla
süre tamamlandığı zaman mesh olmaz, ancak abdesti
bozulmamış ise, abdestli sayılır. Çünkü bu
abdestlilik hâli, şer'î bir delille sâbit olmuştur. Bu hâl ise, ancak
şer'î bir delille ortadan kalkabilir. Mesh süresinin sona ermesiyle
abdestin bozulacağına dâir herhangi bir şer'î delil ise yoktur. Çünkü
aslolan, abdestin, ortadan kalktığı belli oluncaya kadar
abdestlilik hâlinin devam etmesidir.
Bu sayılan şartlar, mestin üzerini
meshetmek için olması gereken şartlardır. İlim ehli, bu
şartların dışında birtakım şartları
daha zikretmişlerdir fakat bu şartların düşünülmesi ve gözden
geçirilmesi gerekir."
(Muhammed b. Salih el-Useymîn; "Yolcuları ve Pilotları İlgilendiren Birtakım Âdâb ve Hükümleri Onlara Bildirmek"; s: 14).