Hamd, yalnızca Allah'adır.
BİRİNCİSİ: KÂBE'YE
YÖNELMEK
Ey müslüman!
1.
Namaz kılmak
istediğin zaman, nerede olursan ol, ister farz, isterse nâfile olsun, namazda
yönünü Kâbe'ye yönelmelisin.Kâbe'ye yönelmek,namazın
rükünlerinden birisidir. Bu olmadan namaz geçerli olmaz.
2.
Korku namazı
ile şiddetli çarpışmanın olduğu savaşta
kılınan namazda, savaşan kimseden Kâbe'ye yönelmek
düşer.
-
Kâbe'ye
yönelemeyen hasta veya gemi, araba ve uçak gibi araçlarda yolculuk yapan kimseler,
namaz vaktinin çıkmasından endişe ettikleri takdirde Kâbe'ye
yönelmek, onlardan düşer.
-
Bir hayvana veya bineğe
binmiş bir halde yolculuk yaparken nâfile namaz veya vitir namazı
kılan kimseden Kâbe'ye yönelmek düşer. Bu kimsenin mümkünse
iftitah tekbiri alırken Kâbe'ye yönelmesi müstehaptır. Sonra
yönü nereye doğru ise, o tarafa doğru namazını
kılar.
3.
Kâbe'yi gözleriyle
gören herkesin,Kâbe'ye yönelmesi gerekir.Kâbe'yi göremeyen kimse
ise, o yöne doğru yönelir.
Hata ederek Kâbe'den
başka bir yöne doğru namaz kılmanın hükmü:
4.
Bulut ve sis
sebebiyle, araştırdıktan sonra kıbleden başka bir
yöne doğru namaz kılarsa, namazı geçerlidir. Bu kimsenin
namazını iâde etmesi gerekmez.
5.
Bir kimse namaz
kılarken, güvenilir birisi gelir de kendisine kıblenin yönünü
haber verirse, derhal kıbleye yönelmesi gerekir. Bu kimsenin
namazı geçerlidir.
İKİNCİSİ:
KIYÂM
6.
Namazını
ayakta kılması gerekir. Çünkü kıyam, namazın
rükünlerindendir. Ancak korku namazı ve şiddetli
çarpışmanın olduğu savaştaki kimsenin binek üzerinde namaz
kılması câizdir. Ayağa kalkmaktan âciz olan hasta kimse gücü
yetiyorsa, namazını oturarak kılar.Oturmaya gücü yetmiyorsa, yan
yatarak namaz kılar. Nâfile namaz kılan kimse, dilerse bir
bineğin üzerinde veya oturarak namazını kılabilir. Bu
kimse, rükû ve secdesini başını işâret ederek yapar. Aynı
şekilde hasta da böyle yapar. Fakat secde ederken,
başını rükûdan biraz daha fazla yere doğru eğer.
7.
Oturarak namaz kılan kimsenin, secde
ettiği yere yüksek bir şey koyarak onun üzerine secde etmesi câiz
değildir. Fakat bu kimse, -yukarıda da belirttiğimiz gibi-, secde
ederken başını rükûdan biraz daha fazla yere doğru
eğer.
Gemi ve uçakta namaz
nasıl kılınır?
8.
Gemide farz namaz
kılmak, câizdir. Aynı şekilde uçakta da farz namaz kılmak,
câizdir.
9.
Gemi ve uçakta farz
namaz kılan kimse, namaz sırasında ayakta iken düşmek-ten endişe
ederse, oturarak kılabilir.
10.
Çok yaşlı
veya bedeni güçsüz olan kimsenin, kıyam sırasında bir
direğe veya bastona yaslanması câizdir.
Kıyam ile
oturuşu birleştirmek:
11.
Gece
namazını özürsüz olarak ayakta veya oturarak
kılabilir.Namazın bir kısmını ayakta, bir
kısmını da oturarak kılabilir.Bir kimse namazını
oturarak kılar ve (oturarak Kur'an) okur.Rükûya eğilmeden önce
ayağa kalkar, geri kalan âyetleri ayakta okur, sonra rükû ve secdesini
yapar, daha sonra da ikinci rekatta da bunun aynısını yapar.
12.
Namazı
oturarak kıldığı zaman bağdaş kurarak kılar
veya hangi şekilde rahat
edebililiyorsa, o şekilde oturur.
Ayakkabı ile namaz
kılmak:
13.
Yalın ayak
namaz kılabileceği gibi, ayakkabı ile de namaz kılabilir.
14.
Bazen yalın ayak,
bazen de ayakkabı ile kolayına gelecek bir şekilde namaz
kılmak, daha fazîletlidir.Ayakkabısını giymek veya
çıkarmak için kendisini zorlamaz. Aksine -özel bir durum
olmadıkça- yalın ayak ise namazını yalın ayak olarak,
ayakkabılı ise ayakkabılı olarak kılar.
15.
Ayakkabısını
çıkardığı zaman sağ tarafına koymaz.Sol
tarafında başka birisi namaz kılmıyorsa, sol tarafına
koyar. Peygamber -salllahu aleyhi ve sellem-'den sahih emir geldiği üzere,
eğer sol tarafında namaz kılan varsa,
ayakkabısını ayaklarının arasına koyar.
Derim ki:
Burada ince olan bir noktaya
dikkat çekmek istiyorum ki o da şudur: Ayakkabısını
önüne koymaz. Bu âdâbı namaz kılanların çoğu ihlal
etmiştir.Nitekim bazı kimseleri, namaz kılarlarken
ayakkabılarına doğru namaz kıldıklarını
görürsünüz!!!
Minberin üzerinde namaz
kılmak:
16.
İmamın,
insanlara öğretmek amacıyla minber gibi yüksek bir yerde namaz
kılması câizdir. İmam minberin üzerinde tekbir alır, Kur'an
okur, rükûya eğilir. Sonra yerde secdeye varmak için arka arkaya inerek
minberin başında secdeye varır. Sonra tekrar minberin üzerine
çıkar ve birinci rekatta yaptığının
aynısını yapar.
Namaz kılarken sütre
edinmenin ve sütreye yakın durmanın gerekli oluşu:
17.
Namaz
kılanın sütreye doğru namaz kılması gerekir.Namaz
kılınan yer, mescit veya başka bir yer olsun, büyük veya küçük
olsun farketmez.
Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
18.
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in emri gereği sütreye yakın durur.
19.
Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in secde ettiği yer ile önündeki duvar
arasındaki boşluk, bir koyunun geçeceği yol kadar idi.Böyle
yapan kimse,gereken şekilde sütreye yakın durmuş olur.
Derim ki:
Buradan bazı insanların
yaptıklarını, Suriye ve diğer ülkelerde, câmi ve mescitlerde
namaz kılarlarken câmi veya mescidin ortasında duvardan veya direkten
uzak bir şekilde namaz kıldıklarını gördüm. Bu
ise, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in emrinden habersiz olmaktan
başka bir şey değildir.
Sütrenin yüksekliği:
20.
Sütrenin yerden bir
veya iki karış yüksekliğinde olması gerekir.
Nitekim Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
Bu hadis, sütre için yere
çizgi çizmenin geçerli olmayacağına işârettir. Yere çizgi
çizmenin yeterli olduğuna dâir rivâyet edilen hadis, zayıftır.
21.
Doğrudan
sütreye doğru yönelir.Çünkü sütreye doğru namaz
kılma emri, açıktır. Sütrenin tam ortasına doğru
durmamak için, sütrenin sağına veya soluna doğru durmaya
gelince, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den böyle bir şey
sâbit olmamıştır.
22.
Yere dikilen baston
veya benzeri bir şeye doğru veya ağaca, kolona veya
döşeğinin üzerinde uzanmış ve üzerini yorgan gibi bir
şeyle örtmüş olan hanımına doğru veyahut da deve
de olsa bineğine doğru doğru namaz kılmak, câizdir.
Mezara doğru namaz
kılmak, haramdır:
23.
İster
peygamberlerin, isterse başkalarının olsun, mezarlara doğru
namaz kılmak, kesinlikle câiz değildir.
-Mescid-i Haram'da bile olsa-, namaz kılanın
önünden geçmek, haramdır:
24.
Namaz
kılanın önünde sütre var ise, onun önünden geçmek, câiz
değildir. Bu konuda Mescid-i Haram ile diğer mescitler arasında
hiçbir fark yoktur. Namaz kılanın önünden geçmenin câiz
olmadığı konusunda hepsinin hükmü aynıdır.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:
(( لَوْ يَعْلَمُ الْـمـَارُّ بَيْنَ يَدَيِ الْـمـُصَلِّي مَاذَا
عَلَيْهِ، لَكَانَ أَنْ يَقِفَ أَرْبَعِينَ خَيْرًا لَهُ مِنْ أَنْ يَمُرَّ بَيْنَ
يَدَيْهِ. )) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Namaz
kılanın önünden (onunla secde ettiği yer arasından) geçen
kimse, yükleneceği (günahı) bilseydi, kırk (yıl) beklerdi
de yine de onun önünden geçmezdi.” ( Buhari ve Müslim )
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in tavaf
yapılan alanın bir köşesinde insanlar kendisinin
önünden geçtiği halde sütresiz olarak namaz kılması
hakkında rivâyet edilen hadise gelince, kendisiyle secde ettiği yer
arasında hiç kimse geçmediği için bu hadisi delil göstermek
doğru değildir.
-Mescid-i Haram'da bile olsa-, namaz kılanın
önünden geçene engel olmak, farzdır:
25.
Namaz kılanın,
sütresinin önünden hiç kimsenin geçmesine izin vermemesi gerekir.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle
buyurmuştur:
Yine şöyle buyurmuştur:
(( إِذَا صَلَّى أَحَدُكُمْ إِلَى شَيْءٍ يَسْتُرُهُ مِنْ النَّاسِ،
فَأَرَادَ أَحَدٌ أَنْ يَجْتَازَ بَيْنَ يَدَيْهِ، فَلْيَدْفَعْهُ فَإِنْ أَبَى
فَلْيُقَاتِلْهُ، فَإِنَّمـَا هُوَ شَيْطَانٌ. )) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Biriniz, insanlara karşı sütre olabilecek bir
şeye doğru namaz kılar da birisi önünden geçmek isterse,
onu göğsünden geri itsin. Israr ederse, onunla mücâdele etsin. Çünkü
o şeytandır.” (Buhârî ve Müslim)
Başka bir
rivâyette şöyle buyurmuştur:
(( إِذَا كَانَ أَحَدكُمْ يُصَلِّي فَلَا يَدَع أَحَدًا يَمُرّ
بَيْن يَدَيْهِ , وَلْيَدْرَأ مَا اِسْتَطَاعَ، فَإِنْ أَبَى فَلْيُقَاتِلهُ ;
فَإِنَّمَا هُوَ شَيْطَان.)) [ رواه ابن خزيمة ]
“Biriniz, insanlara karşı sütre olabilecek bir
şeye doğru namaz kılar da birisi önünden geçmek isterse,
elinden geldiğince ona engel olsun. Israr ederse, onunla mücâdele etsin.
Çünkü o şeytandır.” (İbn-i Huzeyme)
Yine bir
rivâyette şöyle buyurmuştur:
(( إِذَا مَرَّ بَيْنَ يَدَيْ أَحَدِكُمْ شَيْءٌ وَهُوَ يُصَلِّي
فَلْيَمْنَعْهُ، فَإِنْ أَبَى فَلْيَمْنَعْهُ، فَإِنْ أَبَى فَليُقَاتِلْهُ،
فَإِنَّمَا هُوَ شَيْطَانٌ. )) [ رواه البخاري ]
“Biriniz, namaz kılarken önünden bir şey geçmek
isterse, ona engel olsun.Israr ederse, ona engel olsun.Tekrar ısrar
ederse, onunla mücâdele etsin. Çünkü o şeytandır.” (Buhârî)
Namaz kılanın,
önünden geçene engel olmak için öne doğru yürümesi:
26.
Namaz
kılanın, -hayvan veya çocuk gibi- dînen sorumlu olmayanın, kendisinin
önünden geçmesine engel olmak ve sütrenin arkasından geçmesi için,
bir veya birden fazla adım yürümesi câizdir.
Namazı kesen/bozan
şeyler:
27.
Namaz kılarken
sütre edinmenin önemlerinden birisi de, sütreye doğru namaz
kılan, birisinin namaz sırasında kendisinin önünden
geçmesine ve namazını bozmasına engel olur.Namaz kılarken
sütreye doğru namaz kılmayan böyle değildir.Zirâ
akıl-bâliğ çağına ermiş bir kadın, merkep
(eşek) ve siyah köpek, kendisinin önünden geçtiği zaman,
onun namazını bozar.
ÜÇÜNCÜSÜ:
NİYET
28.
Namaz kılan
kimsenin, kılmak istediği namaza niyet etmesi ve kalbiyle
kılacağı namazı tayin etmesi/belirlemesi gerekir.
Örneğin: Öğle veya ikindi
namazının farzına veyahut da öğle veya ikindi
namazının sünnetine niyet etmesi gerekir.Niyet, namazın bir
şartı veya rüknüdür.Namaza dil ile niyet etmek ise, sünnete
aykırı olan bir bid'attır.İmamları taklit ederek
onlara uyan hiç kimse bunu söylememiştir.
DÖRDÜNCÜSÜ: TEKBİR
29.
Sonra, "Allahu
Ekber" diyerek namaza başlar.Tekbir, namazın bir rüknüdür.
Nitekim Allah Teâlâ bu konuda şöyle buyurmuştur:
(( مِفْتَاحُ الصَّلَاةِ الطُّهُورُ، وَتَحْرِيمُهَا التَّكْبِيرُ،
وَتَحْلِيلُهَا التَّسْلِيمُ.)) [ رواه أبو داود والترمذي ]
"Namazın anahtarı,
abdestli olmak, namaza giriş Yani içinde Allah Teâlâ'nın
haram kıldığı fiilleri haram kılmaktır.Aynı şekilde helâl kıldıklarını da
helal kılmaktır.
Yani namazın dışında Allah
Teâlâ'nın helal
kıldığı fiilleri helal kılmaktır. Buradaki tahrim ve
tahlilden kasıt, haram ve helal kılınan fiillerdir., tekbir almak ve namazdan çıkış ise selâm vermektir." (Ebu Davud ve T'rmizî)
30.
Namazın
tamamında tekbir getirirken sesini yükseltmez.Ancak imam olursa sesini
yükseltir.
31.
İmamın
hasta ve sesinin kısık olması veya namaz kılanların
çok olması gibi, -gerek duyulduğu takdirde-, müzezzinin, imamın
tekbirini, namaz kılanlara (cemaate) ulaştırması, câizdir.
32.
İmama uyan,
imam "Allahu Ekber" dedikten (Ekber lafzının sonundaki re
harfini bitirdikten) sonra "Allahu Ekber" der.
Tekbir alırken ellerin kaldırılması ve bunun
keyfiyyeti:
33.
Namaz kılan
tekbir alırken, ellerini tekbirle birlikte veya tekbirden önce
veyahut da tekbirden sonra kaldırır. Bu üç şekil de sünnette
sâbittir.
34.
Tekbir alırken,
ellerinin parmaklarını açarak kaldırır.
35.
Ellerini, omuzlarının
hizâsına kadar kaldırır. Bazen de ellerini fazla kaldırarak
kulak etlerinin hizâsına gelinceye kadar kaldırır.
Derim ki: Baş parmaklarla kulak etlerine dokunmaya gelince, bunun
sünnette hiçbir aslı yoktur. Aksine bu, -bana göre-, vesvesenin
sebeplerindendir.
Tekbir aldıktan sonra ellerin durumu ve bunun keyfiyyeti:
36.
Sonra tekbirin
ardından sağ elini, sol elinin üzerine gelecek şekilde
koymalıdır. Bu, peygamberlerin -Allah'ın salât ve selâmı,
onların üzerine olsun- sünnetlerindendir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de
ashâbına bunu emretmiştir. Bundan dolayı elleri
bağlamayıp salıvermek, câiz değildir.
37.
Sağ elinin
içi, sol el bileğinin ve kolunun üzerine gelecek şekilde koyar.
38.
Bazen de sağ
elini sol elinin üzerine koyar.Sağ elin sol elin üzerine konulması
ile sağ elin sol eli kavramasının aynı anda
yapılmasını, güzel olarak gören bazı âlimlerin bu
görüşünün dînde hiçbir aslı yoktur.
Ellerin konulduğu yer:
39.
Ellerini sadece
göğsünün üzerine koymalıdır.Erkek ve kadın bu konuda
aynıdır. Derim ki:Ellerin, göğüsten başka bir yerin
üzerine konulmasına gelince, bu görüş, ya zayıf, ya da
dînde hiçbir delili yoktur.
40.
Sağ elini,
beline koyması câiz değildir.
Namazda huşu ve secde yerine bakmak:
41.
Namazda huşu
içerisinde olmalı ve kendisini ondan oyalayabilecek - câmideki motifler ve
nakışlar gibi-, her şeyden uzak
durmalıdır.Canının çektiği ve iştahı
olduğu bir yemek hazır olduğunda namaza
durmamalıdır.Büyük veya küçük abdesti geldiğinde de namaza
durmamalıdır.
42.
Namazda
kıyâmda (ayakta) iken secde edeceği yere bakar.
43.
Namaz
sırasında sağa ve sola bakmaz.Çünkü namazda sağa ve
sola bakmak, şeytanın, kulun namazından gasbedip
çaldığı bir hırsızlıktır.
44.
Namazda yüzünü
göğe dikip bakmak, câiz değildir.
Namaza başlama (iftitah) duâsı:
45.
Ardından, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'den sâbit olan bazı duâları okuyarak
namaza başlar ki bu duâlar pek çoktur.Bunlar en çok bilineni şu
duâdır:
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ،
وَتَعَالَى جَدُّكَ، وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ )) [ رواه أهل السنن وصححه الألباني في
صحيح الترمذي وصحيح أبي داود]
“Subhânellahumme ve
bihamdik.Ve tebârakesmuk.Ve teâlâ cwedduk.Velâ ilâhe ğayruk."
"Allahım! Sana hamd ederek seni tüm
noksanlıklardan tehzih ederim. İsmin mübârek ve şânın
yücedir. Senden başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilah
yoktur.” (Sünen Sahipleri. Bkz: Elbânî; Sahîh-i Tirmizî (1/77); Sahîh-i İbn-i Mâce
(1/135)
BEŞİNCİSİ: KIRAAT
46.
Sonra Allah
Teâlâ'ya sığınır (Eûzu billâhi
mineşşeytânir-racîm, der.)
47.
Sünnet
olduğundan dolayı, bazen şöyle demelidir.
((
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، مِنْ هَمْزِهِ، وَنَفْخِهِ،
وَنَفْثِهِ.))
[ رواه الترمذي أبو داود
وابن ماجه وأحمد ]
“Allah'ın rahmetinden
kovulmuş şeytan’dan; onun ölümünden, kibirinden ve kötülenmiş
şiirinden Allah’a sığınırım.” ( Tirmizî, Ebu Dâvud, İbn-i Mâce ve Ahmed ).
48.
Bazen de
şöyle der:
(( أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ
الْعَلِيمِ، مِنْ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، مِنْ هَمْزِهِ، وَنَفْخِهِ، وَنَفْثِهِ.))
[ رواه الترمذي أبو داود
وابن ماجه وأحمد ]
“Allah'ın rahmetinden
kovulmuş şeytan’dan; onun ölümünden, kibirinden ve
kötülenmiş şiirinden, her şeyi hakkıyla işiten ve
bilen Allah’a sığınırım.” ( Tirmizî, Ebu Dâvud, İbn-i Mâce ve Ahmed ).
49.
Sonra,
Fâtiha'nın açıktan veya gizli okunduğu namazların hepsinde
-gizli olarak (içinden)- şunu okur:
(( بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ ))
"Bismillahirrahmânirrahîm/Rahmân ve Rahîm olan
Allah'ın adıyla (başlarım)."
Namazda Fâtiha sûresini okumak:
50.
Sonra Fâtiha
sûresinin tamamını Besmele ile birlikte okur.(Çünkü Besmele,
Fâtiha sûresindendir.) Namazda Fâtiha sûresini okumak,rükündür.Fâtiha sûresi
okunmadan namaz geçerli sayılmaz.Arap olmayanların bu sûreyi
ezberlemeleri gerekir.
51.
Fâtiha sûresini
ezberleyemeyen kimsenin onun yerine şöyle demesi yeterlidir:
(( سُبْحاَنَ اللهِ، وَالْـحَمْدُ ِللهِ، وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ
اللهُ، وَاللهُ أَكْبَرُ، وَ لاَحَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ ))
“Subhânallah, Ve'l-Hamdulillah, velâ
ilâhe illallahu vallahu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billah."
"Allah’ı tüm
noksanlıklardan tenzih ederim.Hamd Allah’adır. Allah’tan başka hakkıyla ibâdete lâyık
hiçbir ilah yoktur. Allah en büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Allah’tandır.”
52.
Sünnet
olduğundan dolayı, Fâtiha sûresini okurken âyet âyet okur ve her
âyetin sonunda durur.
Örneğin:
( بسم الله الرحمن الرحيم )
(Bismillahirrahmânirrahîm)
dedikten sonra durmalı, ardından:
( الحمد لله رب العالمين )
(Elhamdulillâhi
Rabbil-Âlemîn) dedikten sonra durmalıdır.Ardından:
(
الرحمن الرحيم )
(er-Rahmânir-Rahîm)
dedikten sonra durur.Sûrenin sonuna kadar bu şekilde okur.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in
kıraatının hepsi böyle idi ve âyet sonlarında dururdu.
O, âyetler birbirleriyle bağlantılı olmasına rağmen,
bir âyetin sonunu diğer bir âyetin başı ile birleştirmezdi.
53.
Fâtiha sûresindeki:
( مالكِ ) و (
ومَلِكِ )
"Mâliki
yevmiddîn" âyetinin: "Mâliki" lafzını,
"Meliki" şeklinde okumak da câizdir.
İmama uyanın Fâtiha sûresini okuması:
54.
İmama
uyanın, imamın sesini işitmese bile, -Fâtiha sûresinin gizli
okunduğu namazlarda olduğu gibi-, Fâtiha sûresinin açıktan okunduğu
namazlarda da imamın arkasında Fâtiha sûresini okuması gerekir.İmamın,
Fâtiha sûresini bitirdikten sonra kısa bir süre için durduğu zamanda
-bu kısa sürelik duruşun sünnette sâbit
olmadığını bilsek de- yine de imama uyan, Fâtiha sûresini
okumalıdır.
Derim ki: bu
görüşte olanların dayanağını ve bu dayanağa
verilecek cevabı "Silsiletu'l-Ehâdîsi'd-Daîfe", hadis no:546 ve
547, cilt: 2, sayfa: 26024'de zikrettim. (Dâru'l-Meârif Baskısı).
Fâtiha sûresinden sonra (zammı sûre) okumak:
55.
Dört
rekâtlı farz namazların ilk iki rekatlarında, Fâtiha sûresinden
sonra başka bir sûre (zammı sûre) veya birkaç âyet okumak, -cenâze
namazı bile olsa- sünnettir.
56.
Yolculuk,
öksürük, hastalık veya çocuğun ağlaması gibi
sebeplerden dolayı, Fâtiha sûresinden sonra bazen uzun, bazen de kısa
sûre okuyabilir.
57.
Kıraat,
namazlara göre farklılık arzeder.Örneğin sabah namazındaki
kıraat, diğer beş vakit namazlar içerisinde kıraatı en
uzun olan namazdır. Sonra öğle namazı, sonra ikindi
namazı, sonra yatsı namazı, en sonunda da akşam namazı
gelir.
58.
Gece (teheccüd)
namazındaki kıraat ise, diğer namazların hepsinden daha
uzundur.
59.
Namazın
birinci rekatındaki kıraatı, ikinci rekatındaki
kırattan daha uzun tutmak, sünnettir.
60.
Dört
rekatlı farz namazların son iki rekatlarındaki kıraatı,
ilk iki rekatlarındaki kıratın yarısı kadar olacak
şekilde daha kısa tutmalıdır.(Bu konunun detayı için,
isterseniz "Sıfetu's-Salât" adlı kitabın, s:102'e
bakabilirsiniz.)
Namazın her rekatında Fâtiha sûresini okumak:
61.
Fâtiha sûresini her
rekatta okumak gerekir.
62.
Dört
rekatlı farz namazların son iki rekatlarında Fâtiha sûresinden
sonra bazen başka sûre okumak da sünnettir.
63.
İmamın, -sünnette
geldiğinden fazla olarak- kıraatı uzun tutması câiz
değildir. Zirâ bu durum, imamın arkasında bulunan
yaşlı kimseye, hastaya, çocuklu kadına veya ihtiyaç sahibi
birisine zor ve meşakkatli gelebilir.
64.
Sabah,cuma,bayram,istiskâ
ve küsûf namazları ile akşam ve yatsı namazlarının ilk
iki rekatlarında, Fâtiha sûresi ile zammı sûreyi açıktan okur.
Öğle ve ikindi namazı ile akşam
namazının üçüncü rekatı ve yatsı namazının da son
iki rekatlarında Fâtiha sûresini gizli okur.
65.
İmamın, bazen
kıraatın gizli olduğu namazlarda cemaate âyeti işittirecek
şekilde okuması câizdir.
66.
Vitir ve gece
namazlarına gelince, bu namazlarda bazen gizli, bazen de sesini orta
şekilde yükselterek açıktan okuyabilir.
Kur'an'ı tertil etmek (yavaş yavaş okumak):
67.
Kur'an'ı
yavaş yavaş okumak, hızlı ve acele okumamak, sünnettir.Aksine
kıraatı harf harf anlaşılacak şekilde
olmalıdır.Kur'an'ı sesiyle güzelleştirmelidir.Tecvid
âlimlerince bilinen hükümlere bağlı kalmak kaydıyla teğannî
yapmalıdır.Bid'at nağmeleri ve musikî kanunlare göre
teğannî yapmamalıdır.
İmam Kur'an okurken (takıldığı zaman) ona hatırlatmada
bulunmak:
68.
İmama
uyanın, kıraatı karıştırdığı veya
dili tutulduğu zaman, imama kıraatı hatırlatması
meşrûdur.
ALTINCISI: RÜKÛ
69.
Kıraatı
bitirdikten sonra nefes alıp verecek kadar bir süre durur.
70.
Sonra daha
önce tahrime/iftitah tekbirinde belirtilen şekillerde olduğu
gibi, ellerini kaldırır.
71.
'Allahu Ekber'
diyerek tekbir alır. Tekbir almak, farzdır.
72.
Sonra
mafsalları sâbitleşecek ve her uzuv yerine oturucak şekilde
rükûya varır. Bu rükündür.
Rükûnun yapılışı:
73.
Ellerini dizlerine
koymalı ve elleriyle dizlerini kavrar. Bu sırada parmak
aralarını açık tutar. Sanki dizlerini tutuyormuş gibi dizlerini
kavrar. Bunların hepsi, farzdır.
74.
(Rükûya
vardığı zaman) sırtını yayar ve düz
tutar.Öyle ki üzerine su dökülse, su üzerinde duracak şekilde
olmalıdır. Bu da farzdır.
75.
Başını
ne çok eğmeli, ne de yukarıya kaldırmalıdır.Fakat
sırtının hizasında tutmalıdır.
76.
Dirseklerini
yanlarından uzak tutar.
77.
Rükûda üç veya daha
fazla şöyle der:
(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ )) [ رواه أصحاب السنن وأحمد ]
“Subhâne Rabbiye'l-Azîm/Azamet sahibi Rabbimi
tüm noksanlıklardan tenzih ederim.” ( Sünen sahipleri ve İmam
Ahmed )
Bu rükünde
(rükû'da) yapılan başka duâlar da vardır.Kimisi uzun, kimisi
orta, kimisi de kısa olan bu duâlardan başka duâlar da vardır. (
Bu konuda detaylı bilgi için: "Sıfetu Salâti'n-Nebî", s:
132' bakabilirsiniz. Mektebetu'l-Meârif Baskısı )
Namazın rükünlerini birbirine denk yapmak:
78.
Namazın
rükünlerini, uzunluk bakımından birbirine denk şekilde yapmak,
sünnettir. Dolayısıyla rükûyu, rükûdan sonraki kıyâmı,
secdeyi ve iki secde arasındaki oturuşu -süre olarak- birbirine
yakın olacak şekilde yapar.
79.
Rükû ve secdede
Kur'an okumak, câiz değildir.
Rükûdan doğrulmak:
80.
Sonra
sırtını rükûdan doğrultur.Bu rükündür.
81.
Rükûdan
doğrulurken şöyle der:
(( سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ )) [ رواه البخاري ]
“Semiallahu limen
hamideh/Allah, kendisine hamd edenin hamdini işittti (kabul etti).”
( Buhârî )
Böyle yapmak,
farzdır.
82.
Daha önce belirtilen
şekillerde olduğu gibi,rükûdan doğrulurken ellerini kaldırır.
83.
Sonra her kemik
yerine dönecek şekilde tam doğrulur. Bu rükündür.
84.
Kıyâmda iken
şöyle der:
(( رَبَّنَا وَلَكَ الْـحَمْدُ. )) [ رواه البخاري ]
“Rabbenâ ve lekel-hamd/Rabbimiz! Hamd, yalnızca sanadır.” ( Buhârî )
Burada yapılan
başka duâlar da vardır. (Bu konuda detaylı bilgi için: "Sıfetu
Salâti'n-Nebî", s: 135' bakabilirsiniz. Mektebetu'l-Meârif
Baskısı )
Böyle
yapmak, imama uymuş olsa bile, her namaz kılana
farzdır.Çünkü bu duâ, kıyâm duâsıdır. "Semiallahu limen hamideh" ise,
rükûdan doğrulurken yapılan duâdır.
Bu
kıyâmda, bu konuda hiçbir delil gelmediği için, sağ eli, sol
elin üzerine koymak meşrû değildir.
(Bu konuda
daha detaylı bilgi için: "Sıfetu Salâti'n-Nebî", adlı
kitabın, "Kıbleye yönelmek" bölümüne
bakabilirsiniz. )
85.
Daha önce de
belirtildiği gibi, uzunluk bakımından bu kıyâm ile rükû
birbirine denk olmalıdır.
Secde:
86.
Sonra
şöyle der:
(( اللهُ أَكْبَرُ ))
"Allahu Ekber/Allah en büyüktür."
Böyle demek,
farzdır.
87.
(Tekbir getirirken)
bazen ellerini kaldırır.
Secdeye varırken önce elleri koymak:
88.
Sonra dizlerinden
önce ellerini yere koyarak secdeye kapanır. Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- böyle emretmiştir. Bu, hem Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den sâbittir,
hem de o böyle yapmıştır.O -sallallahu aleyhi ve sellem- secdeye
varırken, devenin yere çökmesi gibi yapmayı yasaklamış
(elleri dizlerden önce yere koymayı emretmiştir). Çünkü deve, yere otururken ilk olarak dizlerini yere koyar.
89.
Secde ettiği
zaman -ki bu rükündür-, iki elinin üzerine secde etmeli ve avuç içlerini yere
yayar.
90.
El
parmaklarını birleştirir, arasını açmaz.
91.
El
parmaklarını kıbleye yöneltir.
92.
Ellerini,
omuzlarının hizasında tutar.
93.
Ellerini, bazen de kulaklarının
hizasında tutar.
94.
Dirseklerini yerden
kaldırır. Bu farzdır. Köpeğin (dirseklerini) yere
yaydığı gibi, dirseklerini yere yaymaz.
95.
Burnunu ve
alnını yere yapıştırır. Bu rükündür.
96.
Dizlerini de yere
yapıştırır.
97.
Ayak
parmaklarının uçlarını da aynı şekilde yere
yapıştırır.
98.
Ayaklarını
dik tutar. Bunların hepsi farzdır.
99.
Ayak
parmaklarının uçları kıbleye yönelmiş
şekilde tutar.
100.
Topuklarını birbirine
yapıştırır.
Secdede dengeli olmak:
101.
Namaz
kılanın secdesinde dengeli olması gerekir.Şöyle ki:
Secde sırasında secde edilen azaların hepsinin üzerine aynı
orantıda dayanmalıdır. Bu azalar: Alın ile burun, iki el,
iki diz ve ayak parmaklarının uçlarıdır.
102.
Kim secdesinde bu
şekilde dengeli olursa, tam anlamıyla riâyet etmiş olur. Secdede
ta'dili erkana riâyet etmek de rükündür.
103.
Secdede üç defa
veya daha fazla şöyle der:
(( سُبْحَانَ
رَبِّىَ الْأَعْلَى )) [ رواه أحمد وأبو داود وابن ماجه ]
"Sübhâne Rabbiye'l-A'la."
"En yüce olan
Rabbimi her türlü noksanlıklardan tesbih ederim" (Ahmed, Ebu
Davud ve İbn-i Mâce)
(Bu konuda
başka duâ ve zikirleri görmek isteyen: "Sıfetu
Salâti'n-Nebî", s: 145'e bakabilir. Mektebetu'l-Meârif Baskısı )
104.
Secdede çokça duâ
etmesi müstehaptır.Çünkü secde, duânın kabul olunduğu
yerdir.
105.
Secdesini -süre
olarak- rükûsuna yakın bir uzunlukta yapar.
106.
Yere veya yer ile
alın arasına gelecek bir şekilde elbise, halı, hasır
veya buna buna benzer bir şeyin üzerine secde etmek, câizdir.
107.
Secdede iken Kur'an
okuması câiz değildir.
İki secde arasında oturmak:
108.
Sonra 'Allahu
Ekber' diyerek başını secdeden kaldırır.Bu
farzdır.
109.
Bazen (tekbir
getirirken) ellerini kaldırır.
110.
Sonra bütün
kemikleri yerlerine dönecek şekilde (mut'main) oturur.Bu rükündür.
111.
Sol ayağını
yere yayarak üzerine oturur.Bu farzdır.
112.
Sağ
ayağını dik tutar.
113.
Sağ ayak
parmakları kıbleye doğru tutar.
114.
Bazen
topuklarının üzerine oturmak câizdir.
115.
Bu oturuşta
(İki secde arasındaki dinlenme oturuşunda) şöyle der:
(( اللَّهُمَّ
اغْفِرْ لِى، وَارْحَمْنِى، وَاجْبُرْنِى، وَارْفَعْنيِ، وَاهْدِنِى،
وَارْزُقْنِى، و عَافِنِي، و ارْزُقْنِي.)) [ رواه أبو دود والترمذي وابن
ماجه والحاكم ]
"Allahumme'ğfir lî, ve'rhamnî, ve'cburnî, ve'rfa'nî, ve'hdinî,ve
âfinî, ve'rzuknî."
"Allah'ım! Bana
mağfiret eyle, bana rahmet et, gönlümü hoş tut, beni yücelt,
bana hidâyet ver. Bana afiyet ver, beni rızıklandır." (Ebu Davud, Tirmzî ve İbn-i Mâve ve Hâkim"
116.
Dilerse
şöyle de diyebilir:
(( رَبِّي
اغْفِرْ لِي ، رَبِّي اغْفِرْ لِي )) [
رواه ابن ماجه وأحمد ]
" Rabbi'ğfir lî, Rabbi'ğfir lî."
"Rabbim! Bana
mağfiret eyle.Rabbim! Bana mağfiret eyle." (İbn-i
Mace)
117.
Bu oturuşu,
secdesine yakın olacak bir şekilde uzun tutar.
İkinci secde:
118.
Sonra "Allahu
Ekber" diyerek ikinci secdeye varır.Bu farzdır.
119.
Bazen bu tekbirle
birlikte ellerini kaldırır.
120.
İkinci secdeyi
yapar.Yine bu da rükündür.
121.
Bu ikinci secdede,
birinci secdede yaptığının aynısını yapar.
İkinci secdeden sonraki dinlenme oturuşu:
122.
Başını
ikinci secdeden kaldırıp ikinci rekata kalkmak istediği zaman,
'Allahu Ekber" der. Bu farzdır.
123.
Bazen ellerini
kaldırır.
124.
İkinci rekata
kalkmadan önce, bütün kemikleri yerlerine dönünceye kadar sol
ayağının üzerinde durur.
İkinci rekat:
125.
Sonra hamur
yoğuranın ellerini sıktığı gibi, yumruk hale
gelmiş elleriyle yere dayanarak ikinci rekata kalkar.Bu rükündür.
126.
İkinci
rekatta, birinci rekatta yaptıklarının aynısını
yapar.
127.
Ancak ikinci
rekatta iftitah duâsı okumaz.
128.
İkinci
rekatı, birinci rekattan biraz kısa tutar.
Birinci teşehhüd için oturmak:
129.
İkinci
rekatı bitirdikten sonra teşehhüd için oturur. Bu rükündür.
130.
İki secde
arasındaki oturuşta olduğu gibi, ayaklarını yayarak
oturur.
131.
Fakat burada topukların
üzerine oturmak câiz değildir.
132.
Sağ elini,
sağ uyluğu ve sağ dizinin üzerine koyar.Sağ dirseğinin
ucunu ise, uyluğunun üzerine koyar, ondan uzak tutmaz.
133.
Sol elini ise, sol
uyluğu ve sol dizinin üzerine koyar.
134.
Ellerine
-özellikle de sol eline- dayanarak oturması câiz değildir.
İşâret parmağını hareket ettirmek ve hareket
ettirirken ona bakmak:
135.
Parmaklarının
hepsini toplayıp sağ elini yumruk haline getirir, bazen de baş
parmağını, orta parmağının üzerine koyar.
136.
Bazen de baş parmak ile orta
parmağın uçlarını birleştirip halka haline getirir.
137.
İşâret parmağı
ile kıbleyi gösterir.
138.
Bakışlarını
ona yönlendirir.
139.
Teşehhüdün
başından sonuna kadar işâret parmağını hareket
ettirip duâ eder.
140.
Sol elinin
işâret parmağı ile işâret etmez.
141.
Bütün bunları
her teşehhüdde yapar.
Teşehhüd duâsı ve teşehhüden sonra yapılan duâ:
142.
Teşehhüd
farzdır. Unuttuğu takdirde sehiv secdesi yapar.
143.
Teşehhüd
duâsını gizli olarak okur.
144.
Teşehhüd
duâsı şudur:
((
اَلتّحِيّاتُ ِللهِ وَالصّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ. اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أيُّهَا
النّبىُّ وَرَحْمَةُ اللّهِ وَبَركَاتُهُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلى عِبَادِ
اللّهِ الصّالِحِينَ، أَشْهَدُ أنْ لاَ إلَهَ إلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أنَّ
مُحَمّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.)) [ رواه البخاري ومسلم ]
“Ettehiyyatu lillahi ve's-salavâtu ve't-tayyibât. Essalâmu
aleyke eyyuhe'n-nebiyyu ve rahmetullahi ve berekatuh, esselâmu aleynâ ve a'lâ
ibâdillâhi's-salihin, Eşhedu en lâ ilâhe illallah ve eşhedu enne
Muhammeden abduhu ve rasûluh."
"Selâm,
duâ ve övgülerin hepsi, Allah'a mahsustur. Ey Peygamber selâm,
Allah'ın rahmet ve bereketleri, senin üzerine olsun. Selâm bizlerin ve
bütün sâlih kulların üzerine olsun. Şehâdet ederim ki Allah'tan
başka hakkıyla ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur ve yine
şehâdet ederim ki: Muhammed onun kulu ve elçisidir." (Buhârî ve
Müslim)
Bu konuda adı
geçen kitabımda, daha başka sâbit teşehhüd duâları
vardır.Burada zikrettiğim en sahih olanıdır.
"Esselâmu ale'n-Nebî": Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in vefatından sonra doğru olan
meşrû olan ve Abdullah b. Mes'ud, Âişe ve Abdullah b. Zubeyr'in
-Allah onlardan râzı olsun- teşehhüdleri böyle idi. Bu konuda
daha detaylı bilgi için: "Sıfetu Salâtu'n-Nebî", s: 161'e
bakabilirsiniz. (Riyad Mektebetu'-l-Meârif Baskısı).
145.
Teşehhüdden
sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salâtta bulunup şöyle
der:
(( اَللّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمّدٍ وَعَلَى آلِ
مُحَمّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ
حَمِيدٌ مَجِيدٌ . اَللّهُمَّ بَارِكْ عَلىَ مُحَمّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا
بَارَكْتَ
عَلى إِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ إِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.)) [ رواه
البخاري ومسلم ]
"Allahumme salli a'lâ Muhammedin ve a'lâ âli Muhammed kemâ
salleyte a'lâ İbrâhime ve a'lâ âli İbrahime inneke hamidun mecid.
Allahumme bârik ala Muhammedin ve a'lâ âli Muhammedin kemâ bârakte a'lâ
İbrâhime ve a'lâ âli İbrâhime inneke hamidun mecid."
"Allahım!
İbrâhim ve âilesine rahmet ve mağfiret
eylediğin gibi, Muhammed ve âilesine de rahmet ve mağfiret
eyle.Gerçekten sen, övgüye en lâyık olansın, yücesin.
Allahım! İbrâhim ve âilesine hayır ve bereketler ihsân
ettiğin gibi, Muhammed ve âilesine de hayır ve bereketler ihsân
eyle.Gerçekten sen, övgüye en lâyık olansın, yücesin.”
(Buhârî ve
Müslim)
146.
Bundan daha
kısasını isterse şunu okur:
(( اَللّهُمَّ صَلِّ عَلى
مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ و بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ
مُحَمّدٍ
كَمَا صَلَّيْتَ و بَارَكْتَ عَلى إِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ إِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ
حَمِيدٌ مَجِيدٌ.)) [ رواه النسائي ]
"Allahumme salli a'lâ Muhammedin ve a'lâ âli Muhammed ve
bârik a'lâ Muhammed ve a'lâ âli Muhammed. Kemâ salleyte ve bârekte a'lâ
İbrâhime ve âli İbrâhim inneke hamidun mecid."
"Allahım!
İbrâhim ve âilesine rahmet ve mağfiret
eylediğin ve hayır ve bereketler ihsân ettiğin gibi, Muhammed ve
âilesine de rahmet ve mağfiret, hayır ve bereketler ihsân eyle. Gerçekten
sen, övgüye en lâyık olansın, yücesin." (Nesâî(
147.
Sonra bu
teşehhüdde, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen hoşuna
giden duâyı seçip onunla duâ edebilir.
Üçüncü ve dördüncü rekatlar:
148.
Sonra 'Allahu
Ekber' diyerek kalkar. Bu farzdır. Tekbiri otururken getirmek sünnettir.
149.
Tekbir getirirken
bazen ellerini kaldırır.
150.
Sonra üçüncü rekata
kalkar.Bu ve bundan sonraki rekata kalkmak da rükündür.
151.
Aynı
şekilde dördüncü rekata kalkmak isteği zaman da böyle yapar.
152.
Fakat dördüncü
rekata kalkmadan önce bütün kemiklerine yerlerine dönünceye kadar sol
ayağının üzerinde düzgün durur.
153.
Sonra ikinci rekata
kalkarken yaptığı gibi, ellerine dayanarak ayağa kalkar.
154.
Sonra üçüncü ve
dördüncü rekatlarda Fatiha sûresini okur. Bu farzdır.
155.
(Fatiha sûresinden sonra) bazen bir âyet veya bir
âyetten fazla okur.
Belâ ve musibetler anında okunan kunut duâ ve bu duânın
okunduğu yer:
156.
Müslümanların
başına gelen bir belâ ve musibetten dolayı kunutta onlara duâ
etmesi sünnettir.
157.
Kunut
duâsının yeri, rükûdan doğrulduktan sonra "Rabbenâ ve
lekel-hamd" dediği zamandır.
158.
Kunut için belirli
bir duâ yoktur.Aksine müslümanların başına gelen belâya uygun
bir şekilde duâ eder.
159.
Bu duâda ellerini
kaldırır.
160.
İmam ise
açıktan duâ eder.
161.
İmamın
arkasında bulunanlar ise, imamın duâsına 'âmîn" derler.
162.
İmam
duâsını bitirdikten sonra tekbir getirip secdeye varır.
Vitir namazındaki kunutun yeri ve bu duânın şekli:
163.
Kunut
namazındaki kunuta gelince, bazen bu duâyı yapmak sünnetttir.
164.
Belâ ve musibetler
anında yapılan kunutun aksine, bu kunutun yeri, rükûdan öncedir.
165.
Kunutta şu
duâyı okur:
((
َاللَّهُمَّ اهْدِنِى فِيمَنْ هَدَيْتَ، وَعَافِنِى فِيمَنْ عَافيْتَ،
وَتَوَلَّنِى فِيمَنْ تَوَلَّيْتَ، وَبَارِكْ لِى فِيمَا أَعْطَيْتَ، وَقِنِى
شَرَّ مَا قَضَيْتَ، فَإِنَّكَ تَقْضِي ولاََ يُقْضَى عَلَيْكَ، وَإنَّهُ َ لاَ يَذِلُّ
مَنْ وَالَيْتَ، و لاَ يَعِزُّ مَنْ عَادَيْتَ، تَبَارَكَتْ
رَبَّنَا وَتَعَالَيْتَ، لاَ مَنْجَى مِنْكَ إِلاَّ إِلَيْكَ )) [ رواه ابن خزيمة ]
"Allahumme'hdinî fî men hedeyte ve âfinî fî men âfeyte ve
tevellenî fî men tevelleyte ve bârik lî fi mâ a'tayte ve kınî şerre
mâ kadayte fe inneke tekdî velâ yukdâ aleyke ve innehu lâ yezillu men vâleyte
ve lâ yeizzu men âdeyte, Tebârakte Rabbenâ ve Teâleyte; lâ mencâ minke illa
ileyke.“
"Allah'ım
hidâyet verdiklerin arasında bana da hidâyet ver, afiyet verdiklerin
arasında bana da afiyet ver! dost edindiklerin arasında beni de dost
edin! bana verdiklerini bereketli kıl, hakkımda ki kötü
(şerr) kazalardan beni koru. Çünkü sen hükmedersin kimse de sana
hükmedemez. Ve muhakkak ki senin dost edindiğin asla zelil olmaz düşman
edindiğin de asla aziz olmaz.Ey Rabbim sen yüce âlisin. Senden
kurtuluş ancak sana olur." ( İbn-i Huzeyme )
166.
Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- öğrettiği ve sahâbeden de -Allah onlardan
râzı olsun- sâbit olduğu için bu duâyı okumak câizdir.
167.
Sonra rükûya
varır.Ardından da -daha önce de belirtildiği gibi-, iki
defa secde eder.
Son teşehhüd ve teverrük:
168.
Sonra son
teşehhüd için oturur.
169.
Birinci
teşehhüdde yaptığının aynısını bu
teşehhüdde de yapar.
170.
Ancak bu
oturuşta sol ayağını, sağ baldırının
altına gelecek şekilde oturur.
171.
Sağ
ayağını diker.
172.
Bazen sağ
ayağını yayması câizdir.
173.
Sol elini, sol
dizinin üzerini kaplayacak şekilde üzerine koyarak ona dayanır.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salavât getirmenin ve dört
şeyden Allah'a sığınmak gerekliliği:
174.
Bu teşehhüdde Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'e salavâtta bulunması onun üzerine
farzdır. Birinci teşehhüdde bazı duâları zikretmiştik.
175.
Dört
şeyden Allah'a sığınarak şöyle der:
((
اَللَّهُمَّ إنِّى أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنّمَ، وَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ،
وَ مِنْ فِتْنَةِ المَحْيَا وَالـْمَمـَاتِ، و مِنْ شَرِّ (فِتْنَةِ) الْـمَسيِحِ
الدَّجَّالِ.)) [ رواه أبو داود وأحمد ]
"Allahumme innî eûzu bike min azâbi cehennem ve min
azabi'l-kabr ve min fitneti'l-mahyâ vel-memât ve min şerri [fitnetil]-mesihi'd-deccal."
"Allah'ım!
Cehennem azabından, kabir azabından, hayat ve ölüm fitnesinden
ve mesih deccalin [fitnesinin] şerrinden sana sığınırım."
(Ebu
Davud ve Ahmed)
Hayat fitnesi:
İnsanın hayatında dünyevî şehvetlerle imtihan olunmasıdır.
Ölüm
fitnesi: Kabir fitnesi ve iki meleğin sorguya çekmesidir.
Mesih Deccal
fitnesi: Pek çok insanın o haller sebebiyle sapıtacağı ve
ilahlık iddiâsında bulunduğu şeyde kendisine
insanların uyacakları, Deccal'den vuku bulacak olan harikulade
hallerdir.
Selâmdan önce duâ:
176.
Sonra kendisi için,
Kur'an ve sünnette sâbit olan duâlarla duâ eder.Bu duâlar pek çoktur.Eğer
bu duâlardan herhangi birisini bilmiyorsa, kolayına gelen bir
şekilde, hem dîni, hem de dünyasına faydalı olacak duâ ile duâ
eder.
Selâm ve selâmın veriliş şekilleri:
177.
Sonra sağ
yanağının beyazlığı (arkadan) görünecek
şekilde sağ tarafına selâm verir.Bu rükündür.
178.
Sonra sol
yanağının beyazlığı (arkadan) görünecek
şekilde sol tarafına selâm verir.
179.
İmam, selâm
verirken sesini yükseltir.
180.
Selâmın
şekilleri vardır. Bunlar:
Birincisi:
Sağına: Esselâmu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berakatuh.
Soluna: Esselamu Aleykum ve Rahmetullah.
İkincisi:
Sağına: Esselâmu Aleykum ve Rahmetullah.
Soluna: Esselamu Aleykum ve Rahmetullah.
Üçüncüsü:
Sağına: Esselâmu Aleykum ve Rahmetullah.
Soluna: Esselamu Aleykum.
Dördüncüsü:
Önüne doğru, yüzünü de hafifçe veya az miktarda sağ
tarafına meylettirip: Esselâmu Aleykum, der.
Müslüman kardeş!
Bu, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in namaz
kılışını, sanki sen onu
görüyormuşçasına anlayıp kavrayabilmen ve senin önünü
aydınlatması için sana özetlemeye
çalıştığım şeylerdir.Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-'in namazını sana anlattığım şekle
benzer bir şekilde kılarsan, Allah Teâlâ'dan, bu ibâdeti senden kabul
etmesini ümit ederim.Çünkü sen, gerçekten bununla Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in şu emrini yerine getirmiş oldun:
)) صَلـوُّا كَمـَا رَأَيْـتمُوُنيِ أُصَـلِّي (( [ رواه
البخاري ]
“Beni, namaz
kılarken gördüğünüz gibi namaz kılın.” ( Buhârî )
Yani “Namazı, benim kıldığım şekilde kılın” demektir.
Bundan sonra senin namaza kalben hazır olman ve namazda huşu içerisinde gerekir.
Çünkü kulun, Allah Teâlâ'nın huzurunda durmaktaki en büyük gâyesi, namazda
huşu içerisinde olmasıdır.Sana anlattığım huşu ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve
sellem-'in örnek almaya ne kadar bağlı kalır ve
bunları yerine getirirsen, Rabbimiz Allah Teâlâ'nın şu âyetinde
belirtiği arzulanan semereyi o kadar elde etmiş olursun:
إن الصلاة
تنهى عن الفحشاء والمنكر[ سورة العنكبوت
من الآية: ٤٥]
Son olarak; Allah Teâlâ'dan namazlarımızı ve diğer
amellerimizi kabul etmesini, huzuruna çıkacağımız, mal ve
evlâtların hiçbir fayda vermeyeceği günde, namazın
sevabını bizim için saklamasını niyaz ederiz.
Allah Teâlâ o gün hakkında şöyle buyurmuştur:
لا
ينفع مالٌ ولا بنونٌ إلا من أتى الله بقلب سليم
[ سورة الشعراء
الآية: ٨٨]
"O
gün ne mal fayda verir, ne de evlâtlar." Şuara Sûresi: 88
Hamd, Âlemlerin Rabbi olan
Allah'a mahsustur.
( Büyük hadis âlimi Muhammed
Nasıruddîn Elbânî'nin -Allah ona rahmet etsin-: "Tekbirden selâma
kadar, sanki onu görüyormuşçasına Peygamber -sallallahu aleyhi
ve sellem-'in Namazı" adlı kitabın özetinden
derlenmiştir.)