Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Allah Teâlâ,
Kur'an-ı Kerim'de zekât verilmesi gereken yerleri zikrederek şöyle buyurmuştur:
( إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاءِ وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا
وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ
اللَّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِنَ اللَّهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ) [
سورة التوبة الآية: ٦٠ ]
"Zekâtlar,Allah'tan bir
farz olmak
üzere, sadece
fakirlere,
düşkünlere,
zekât toplayan memurlara, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlara,
(hürriyetlerini satın almaya çalışan)
kölelere, borçlulara,
Allah yolunda savaşanlara ve yolda kalmış olanlara âittir
(verilir). Allah
her
şeyi hakkıyla
bilendir, hikmet sahibidir."[1]
Âyette geçen
(وَفِي
سَبِيلِ اللَّهِ
)
"fî
sebîlillah"tan kasıt; Allah yolunda cihad olduğu konusunda İslâm âlimleri
ittifak etmişlerdir. Sonra cihadın, haccı kapsayıp-kapsamadığı konusunda görüş
ayrılığına varmışlardır.
Âlimlerin
çoğunluğu, âyette geçen
(وَفِي
سَبِيلِ اللَّهِ
)
"fî
sebîlillah"ın sadece cihadı kapsadığı, haccı ise kapsamadığı görüşüne
varmışlardır.
İmam Ahmed
ise, âyette geçen (وَفِي
سَبِيلِ اللَّهِ
)
"fî
sebîlillah"ın haccı da kapsadığı görüşüne varmış ve şu hadisi delil
göstermiştir:
Ümmü
Me'kal'den -Allah ondan râzı olsun- riâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
((
يَا رَسُولَ اللَّهِ! إِنَّ عَلَيَّ حَجَّةً، وَإِنَّ لِأَبِي مَعْقَلٍ بَكْرًا،
قَالَ أَبُو مَعْقَلٍ: صَدَقَتْ جَعَلْتُهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ. فَقَالَ رَسُولُ
اللَّهِ صلى الله عليه وسلم أَعْطِهَا فَلْتَحُجَّ عَلَيْهِ، فَإِنَّهُ فِي سَبِيلِ
اللَّهِ. فَأَعْطَاهَا الْبَكْرَ، فَقَالَتْ يَا رَسُولَ اللَّهِ! إِنِّي امْرَأَةٌ
قَدْ كَبِرْتُ وَسَقِمْتُ، فَهَلْ مِنْ عَمَلٍ يُجْزِئُ عَنِّي مِنْ حَجَّتِي؟
قَالَ: عُمْرَةٌ فِي رَمَضَانَ تُجْزِئُ حَجَّةً )) [ رواه أبو داود وصححه الألباني
]
"Ey Allah'ın
elçisi! Ben seninle hac yapmak istiyordum ve Ebu Me'kal'in de genç bir devesi
var. Ebu Me'kal şöyle dedi: Eşim Ümmü Me'kal doğru söyledi.Ben onu (genç deveyi)
Allah yolunda kullanılması için hibe ettim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Deveyi, Ümmü Me'kal'e ver ki onun üzerinde
haccetsin. Çünkü hac, Allah yolunda cihaddır. Ardından Ebu Me'kal genç deveyi
ona verdi. Ümmü Me'kal: Ey Allah'ın elçisi! Ben yaşlıyım ve şimdi hasta bir
kadınım.(hac yapabilecek miyim bilemiyorum).Seninle yapacağım haccımın yerine
geçebilecek başka bir amel var mı? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve
sellem-: Ramazan'da yapacağın umre, benimle yapacağın haccın yerine geçer,
buyurdu."
[2]
Abdullah b.
Ömer'den -Allah ondan ve babasından râzı olsun- sâbit olduğuna göre, o şöyle
demiştir:
"Şüphesiz ki
hac, Allah yolunda cihaddır."
[3]
Şeyhul-İslâm
İbn-i Teymiyye de -Allah ona rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Fakir
olduğundan dolayı Haccetu'l-İslâm'ı (farz haccı) yapmayan kimseye zekâttan
verilir."
[4]
İlmî
Araştırmalar ve Dâimî Fetvâ Komitesinin yayınladığı fetvâlarda şöyle
denilmiştir:
"Hac
farîzasını yerine getirmek üzere fakir müslümanlara yol ve hac masraflarını
karşılamaları için zekâttan vermek câizdir. Çünkü onlar da âyetteki zekât
verilmesi gereken yerlerden olan "fî sebîlillah" sınıfına dâhildirler."
[5]
Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.