Hamd,
yalnızca Allah'adır.
Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'den sâbit olduğuna göre o, fıtır sadakasını, hurma
veya arpadan bir sa' olmak üzere müslümanlara farz kılmış ve fıtır sadakasının,
insanların bayram namazına çıkmalarından önce verilmesini emretmiştir.
Nitekim Ebu
Saîd el-Hudrî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle
demiştir:
((
كُنَّا نُعْطِيهَا فِي زَمَانِ النَّبِيِّ صلى الله عليه وسلم صَاعًا مِنْ طَعَامٍ،
أَوْ صَاعًا مِنْ تَمْرٍ، أَوْ صَاعًا مِنْ شَعِيرٍ، أَوْ صَاعًا مِنْ زَبِيبٍ )) [
رواه البخاري ومسلم ]
"Biz,
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in zamanında fıtır sadakasını (fitreyi)
yiyecek maddelerinden buğday, hurma, arpa ve kuru üzümden bir sa' olarak
verirdik."[1]
Bir gurup
âlim, hadiste geçen yiyecek maddesini buğday olarak açıklamıştır.Başka âlimler
de hadiste geçen yiyecek maddesinden kastın; hangi türden olursa olsun, bir
belde veya ülke halkının yiyecek olarak kullandığı gıda maddesidir, diye
açıklamışlardır. Bu yiyecek, ister buğday olsun, ister mısır olsun veyahut da
başka bir şey olsun, aynıdır. Doğru olan da budur. Çünkü zekât, zenginin malını
fakirlerle paylaşması ve onları teselli etmesi demektir. Müslümanın kendi belde
veya ülkesinde yenilmeyen bir yiyeceği fakire vermek sûretiyle onu teselli
etmesi gerekmez. Şüphe yok ki pirinç, Harameyn ülkesinin helal ve nefis bir
yiyeceğidir. Pirinç, hadiste geçen ve fıtır sadakası için geçerli olan arpadan
daha iyidir.Böylece pirincin fıtır sadakası olarak verilmesinde bir sakıncanın
olmadığı anlaşılmış olmaktadır.
Fıtır
sadakasının (fitrenin) miktarı, bütün yiyecek cinslerinden Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in sa'ı ile bir sa' verilmesi gerekir. Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in sa'ı ise -sözlüklerde ve başka yerlerde geçtiği üzere-, iki
avucu birleştirerek dört avuç dolusu miktardır. Bu da ağırlık ölçüsü olarak
yaklaşık üç kilogramdır.Müslüman, kendi belde veya ülkesinin halkının yediği
yiyecek olan pirinç veya başka bir şeyden bir sa' miktarı yiyeceği fıtır
sadakası olarak verirse, -yukarıdaki hadiste zikredilen türlerden olmasa bile-,
fıtır sadakası geçerlidir.Fıtır sadaksını, ağırlık ölçüsü olarak yaklaşık üç
kilogram miktarı vermesinde bir sakınca yoktur.
Fıtır
sadakasının, müslümanlardan küçük, büyük, erkek, kadın, hür ve köle adına
verilmesi gerekir. Anne karnındaki çocuk için fıtır sadakası gerekmediği
konusunda âlimler icmâ etmişlerdir. Fakat Osman b. Affan'ın -Allah ondan râzı
olsun- bu konuda fiili gereği, verilmesi müstehaptır.
Yine,fıtır
sadakasının bayram namazından önce verilmesi gerekir.Namazdan sonraya
ertelenmesi câiz değildir.Fıtır sadakasının bayramdan bir veya iki gün önce
verilmesinde bir engel yoktur.Böylece -âlimlerin en doğru olan görüşlerine göre-
fıtır sadakasının verilebileceği ilk vakit, Ramazan ayının 28. gecesi olduğu
bilinmiş olmaktadır. Çünkü Ramazan ayı bazen yirmi dokuz, bazen de otuz gün
olabilir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashâbı, fıtır sadakasını
bayramdan bir veya iki gün önce verirlerdi.
Fıtır
sadakasının verildiği yerler, fakirler ve yoksullardır.
Nitekim
Abdullah b. Abbas'tan -Allah ondan râzı olsun- sâbit olduğuna göre o şöyle
demiştir:
((
فَرَضَ رَسُولُ اللَّهِ صلى الله عليه وسلم زَكَاةَ الْفِطْرِ طُهْرَةً لِلصَّائِمِ
مِنْ اللَّغْوِ وَالرَّفَثِ، وَطُعْمَةً لِلْمَسَاكِينِ، مَنْ أَدَّاهَا قَبْلَ
الصَّلاَةِ فَهِيَ زَكَاةٌ مَقْبُولَةٌ، وَمَنْ أَدَّاهَا بَعْدَ الصَّلاَةِ فَهِيَ
صَدَقَةٌ مِنْ الصَّدَقَاتِ )) [ رواه أبو داود وحسنه الألباني ]
"Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem- fıtır sadakasını (fitreyi), oruçluyu ağzından
çıkan her türlü
gereksiz ve çirkin sözünden
(günahından)
arındırmak ve yoksullara gıda olması
için farz kıldı.
Kim fıtır sadakasını bayram namazından önce verirse, o kabul olunan bir
sadakadır. Kim de onu bayram namazından sonra verirse, o sadakalardan bir sadaka
olur."
[2]
Âlimlerin
çoğunluğuna göre fıtır sadakasını (fitreyi) nakit olarak vermek, câiz değildir.
Bu, delili en doğru olan görüştür. Aksine fıtır sadakasının yiyecek maddesi
cinsinden verilmesi gerekir. Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ve
ashâbı -Allah onlardan râzı olsun- böyle yapmışlar ve ümmetin çoğunluğu da böyle
hüküm vermiştir.
Allah
Teâlâ'dan, bizi ve bütün müslümanları dîni öğrenmek ve dîn üzere sâbit kalmakta
muvaffak kılmasını, kalplerimizi ve amellerimiz ıslah etmesini dileriz. Şüphesiz
ki O, çok cömerttir, karşılıksız verendir.
[3]
Bu, Şeyh
İbn-i Baz'ın -Allah ona rahmet etsin- fıtır sadakası hakkında ağırlık ölçüsü
olarak yaklaşık üç kilo takdir ettiği ölçektir.
İlmî
Araştırmalar ve Fetvâ Dâimî Komitesi âlimleri de fıtır sadakasını böyle takdir
etmişlerdir.[4]
Değerli âlim
Muhammed b. Salih el-Useymîn de -Allah ona rahmet etsin- fıtır sadakasını,
pirinçten 2100 gram olarak takdir etmiştir.
[5]
Bu görüş
ayrılığının sebebi; sa' bir ölçektir, ağırlık ölçüsü birimi değildir.
Âlimlerin
fıtır sadakasını kilogram olarak takdir etmelerine gelince, bu daha kolay ve
miktarı bulmaya daha yakın olduğu içindir.
Bilindiği
gibi, tahıl ürünleri ağırlık olarak birbirinden farklılık arzeder.Kimisi daha
hafif, kimisi daha ağır, kimisi de orta ağırlıktadır.Hatta bir tahıl ürünününde
bir sa'ın ağırlığı bile, farklıdır.Örneğin yeni mahsül, kilo olarak eski
mahsülden daha ağır gelir.Bunun için bir kimse ihtiyatlı davranıp fıtır
sadakasını fazla verirse, daha ihtiyatlı ve daha güzel olur.
[6]
Nitekim
İbn-i Kudâme -Allah ona rahmet etsin-, ürünlerin zekâtının nisabını, buna yakın
bir şekilde zikretmiştir.
[7]
Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.