Hamd, yalnızca Allah'adır.
1. Bu bid'at
salât hakkında yukarıda zikredilen sözlerin anlamları
açıktır. Fakat bu sözleri daha fazla açıklamakta bir
sakınca yoktur:
((
ٱلَّذِى تَنْحَلُّ بِهِ
ٱلْعُقَدُ )): "Yani O (Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-) ,
İçinden çıkılması karmaşık sorunlar ve hallolması
zor olan işler için bir çıkış yolu bulur."
Bununla şu anlam da murad edilebilir: "O'nunla
öfke ve hiddet sukûnet bulur."
((تَنْفَرِجُ بِهِ
ٱلْكُرَبُ )): "Yani O'nun sayesinde nefisten keder ve hüzün
gider."
((تُقْضٰى بِهِ
ٱلْحَوَائِجُ)): " Yani O'nun sayesinde istediğini elde eder
ve ihtiyacını
karşılamaya çalışır."
((تُنَالُ بِهِ
ٱلرَّغَائِبُ وَحُسْنُ
ٱلْخَوَاتِيمِ)): "Yani dünyadaki veya âhiretteki arzu ve emelleri
gerçekleşir. Bunlardan birisi de hayırlı bir sonla dünyadan
göç etmesidir."
((يُسْتَسْقَى
ٱلْغَمَامُ بِوَجْحِهِ
ٱلْكَرِيمِ)): "Yani Allah Teâlâ'ya yağmur yağdırması için O'ndan
(Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den) duâ istenir.
2. Bazı insanların, bu salâtın
(duânın) şirk içermediği ve buna devam etmenin câiz
olduğuna dâir size söyledikleri sözler, bâtıldır.Çünkü
bu iddiâ edilen salât, dîne aykırı birçok şeyleri içermektedir:
a). Bu salâtın, sadece belâ ve musibetler
zamanında söylenmesidir.Bu, ibâdet ihdas etmek için birtakım
sebepler icat etmektir.
b). Bu salât için belirli bir sayı (444) tayin
edilmesidir. Bu, ibâdet ihdas etmek için
bir kemiyet (nicelik) icat etmektir.
c). Bu salâtın topluca (cemaat halinde)
okunmasıdır. Bu, ibâdet ihdas etmek için bir keyfiyet (nitelik) icat
etmektir.
d). Bu salâtta İslâm şeriatına
aykırı birtakım ibâreler, şirk sözler, Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- hakkında aşırıya giden
sözler ve Allah -azze ve celle-'den başkasına nisbet edilmesi
câiz olmayan, fakat Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e nisbet edilen
birtakım fiiller bulunmaktadır.
Bu fiiller; ihtiyaçların O'nunla giderilmesi,
içinden çıkılması karmaşık olan sorunların
O'nunla hallolması, istekler ve hüsn-ü hâtimelerin O'nunla elde edilmesidir.
Oysa Allah Teâlâ, Peygamberi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e
şöyle söylemesini emretmiştir:
(( قُلْ إِنِّي لا أَمْلِكُ لَكُمْ
ضَرّاً وَلا رَشَداً )) [ سورة الجن الآية: 21 ]
"(Ey
Rasûl! Onlara) De ki: Benim, sizden bir zararı gidermeye, ne de size
bir fayda vermeye gücüm yeter." (Cin Sûresi: 21)
e). Bu duânın sahibi, İslâm dîninin getirmiş
olduğunu bir tarafa bırakmış, gidip kendi yanından bir
salât ve duâ icat etmiştir. Bu davranış, Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-'i, insanların ihtiyaç duydukları şeyleri açıklamakta
kusurlu ve ihmalkâr davranmakla itham etmek demektir.Ayrıca bu
davranış; İslâm şeriatını düzeltmek ve tashih
etmek demektir.
Oysa Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda şöyle buyurmuştur:
((
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ.)) [ متفق عليه
]
"Her kim, bu işimizde
(dînimizde)
onda olmayan bir şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an
ve sünnette aslı olmayan bir şey getirir)se, o ihdâs ettiği şey, kendisine
reddolunmuştur (bâtıldır)." (Buhârî; hadis no: 2550.
Müslim; hadis no: 1718)
Müslim'in
rivâyetinde ise Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ
عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ.)) [ رواه مسلم ]
"Her kim işimiz
(dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o
işlediği şey reddolunmuştur (bâtıldır ve ona
itibar edilmez)." (Müslim; hadis no:1718)
İbn-i Receb el-Hanbelî -Allah ona
rahmet etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Bu hadis, İslâm
esaslarından büyük bir esası teşkil etmektedir. Öyle ki
zâhirde (dış görünüşünde) ameller için bir mizan
gibidir.Aynı şekilde: "Ameller, ancak niyetlere
göredir" hadisi de bâtında (iç görünüşünde) ameller
için bir mizan gibidir.Buna göre Allah Teâlâ'nın vechi kerimi kast
edilmeyen (rızâsı aranmayan) her amelde sahibine hiçbir sevap
olmadığı gibi, Allah Teâlâ ve elçisi -sallallahu aleyhi ve
sellem-'in emri üzere olmayan her amel de sahibine iâde olunur
(başına çalınır). Her kim, Allah Teâlâ ve elçisi Muhammed
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in izin vermediği bir şeyi dînde ihdas
ederse (yenilik çıkarırsa), dînde kendisine hiçbir şey (sevap)
yoktur." (Câmiu'l-Ulûm ve'l-Hikem; c: 1, s: 180)
İmam Nevevî de -Allah ona rahmet
etsin- bu konuda şöyle demiştir:
"Bu hadis, İslâm'ın
kâidelerinden büyük bir kâidedir.Öyle ki bu hadis, Peygamber -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in özlü sözlerinden (Cevâmiu'l-Kelim'den)
birisidir.Çünkü bu hadis, bid'atları ve dîndeki yenilikleri
reddetme konusunda çok açıktır.İkinci rivâyette (hadiste) daha
fazla açıklama vardır. Şöyle ki: Bazı kimseler,
kendisinden önce başkası tarafından yapılan bir
bid'atı yapmakta inat edebilir. Kendisine şu hadis:
((
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ.))
"Her
kim, bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir
şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an ve sünnette
aslı olmayan bir şey getirir)se,
o ihdâs ettiği şey, kendisine reddolunmuştur (bâtıldır)."
Gerekçe gösterildiğinde;
"Ben bir şey ihdas etmedim" derse, ister yapan ihdas etsin,
isterse kendisinden önce başkası onu ihdas etsin,dîndeki bütün
yenilikleri reddeden şu hadis delil gösterilir:
(( مَنْ
عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ.))
"Her kim işimiz
(dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o
işlediği şey reddolunmuştur (bâtıldır ve ona
itibar edilmez)."
Bu hadis; ezberlenmesi,
münkerlerin geçersiz oluşunda kullanılması ve yaygın bir
şekilde delil gösterilmesi gereken şeylerdendir." (Müslim
Şerhi; c: 12, s: 16)
3. Mevlid-i
Nebevî'ye gelince, bu amel bir bid'attır. Şayet bu amelde hayır
olsaydı, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i insanlar içerisinde en
çok seven sahâbe -Allah onlardan râzı olsun- bizden önce yaparlardı.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayatı hakkında Mevlid-i
Nebevî'de okunan şeylerin çoğu, ya zayıf ya da uydurmadır.
Ayrıca bu okunan şeyler, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-
hakkında aşırıya gitmeyi de içermektedir.
Bu konuda âlimlerin
görüşleri şöyledir:
a). Şeyhulislâm
İbn-i Teymiyye'ye -Allah ona rahmet etsin-:
"Her
yıl, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğduğu gecede
bir hatim indiren kimsenin bu ameli müstehap mıdır, yoksa değil
midir?"
Diye
sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap vermiştir:
"hamd, Allah'a mahsustur. Ramazan ve Kurban
bayramları ile Teşrik günlerinde insanları biraraya getirmek, Rasûlullah
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in müslümanlara meşrû
kıldığı İslâm'ın şiârından birisidir.
Ramazan ayında yemek yedirmek sûretiyle fakirlere
yardım etmek de İslâm'ın sünnetlerinden birisidir.
Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu konuda
şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ فَطَّرَ صَائِمًا كَانَ لَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ، غَيْرَ
أَنَّهُ لا يَنْقُصُ مِنْ أَجْرِ الصَّائِمِ شَيْئًا.)) [ رواه أحمد والترمذي
وابن ماجه وصححه الألباني]
"Rasûle indirileni (Kur’ân’ı)
dinledikleri zaman, hakkı bildiklerinden (Kur'an'ın Allah tarafından indirildildiğine
inandıklarından) dolayı gözlerinin yaşla dolup
taştığını görür ve şöyle dediklerini
işitirsin: Rabbimiz! Biz îmân ettik. Bizi de hakka şâhitlik edenlerle
(kıyâmet günü Muhahammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmeti ile) beraber
yaz!" (Mâide Sûresi: 83)
((
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ.))
"Her
kim, bu işimizde (dînimizde) onda olmayan bir
şeyi ona ihdâs eder (açık veya gizli Kur'an ve sünnette
aslı olmayan bir şey getirir)se,
o ihdâs ettiği şey, kendisine reddolunmuştur (bâtıldır)."
(Buhârî;
hadis no: 2550. Müslim; hadis no: 1718)
Müslim'in
rivâyetinde ise; -Buhârî senediyle değil de doğrudan râviden nakletmiştir- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-
şöyle buyurmuştur:
(( مَنْ
عَمِلَ عَمَلاً لَيْسَ عَلَيْهِ أَمْرُنَا فَهُوَ رَدٌّ.)) [ رواه مسلم ]
"Her kim işimiz
(dînimiz) üzere olmayan bir iş işlerse, o
işlediği şey reddolunmuştur (bâtıldır ve ona
itibar edilmez)." (Müslim; hadis no:1718)
Doğum günlerini kutlamak, Rasûlullah -sallallahu
aleyhi ve sellem-'in sünneti üzeri olmayan bir davranıştır.Hatta
bu davranış, insanların, sonraki dönemlerde O'nun dîninde
ihdas ettikleri şeylerden olup reddolunmuş bir ameldir.Oysa Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem- Cuma günü hutbesinde şöyle buyururdu:
((
أَمَّا بَعْدُ: فَإِنَّ خَيْرَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللهِ، وَخَيْرَ الْهَدْيِ
هَدْيُ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ،
وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلَّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ.)) [ رواه مسلم ]
"Şüphesiz sözlerin en doğrusu, Allah'ın
kitabıdır. Yolların en güzeli, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in
yoludur. İşlerin en şerlisi,
(dînde aslı olmayıp) sonradan çıkarılan yeniliklerdir
(dîndeki bid'atlardır). Her bid'at, dalâlettir (sapıklıktır)." (Müslim)
Nesâî'nin
"Ceyyid" bir senedle rivâyet ettiği hadiste şu
fazlalık da vardır:
((...
وَكُلَّ ضَلالَةٍ فِي النَّارِ .))
[
رواه النسائي]
"Her
dalâlet(in sahibi) de, ateştedir." (Nesâî; hadis no:1560.
Elbânî,"Sahîh-i Sünen-i Nesâî; hadis no:1578)
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in doğumunu
kutlamak yerine Siyer-i Nebi, O'nun
câhiliye döneminden önceki hayatı ve İslâm'daki hayatı
ile ilgili tarihi, okullarda, câmi ve mescitlerde ve başka yerlerde
okutmak yeterlidir.Allah Teâlâ ve elçisi Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-
tarafından meşrû kılınmayan ve hiçbir şer'î delil
bulunmayan kutlama ihdas etmeden Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in
doğumu ve vefat tarihi ilgili açıklamalar yapmak da buna girer...
Her türlü hususta yardım ancak
Allah Teâlâ'dan dilenir. Peygamber
-sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetiyle yetinmek ve bid'attan sakınmak
konusunda Allah Teâlâ'dan, bütün müslümanlar için hidâyet ve muvaffakiyet
dileriz." (İbn-i Baz Fetvâları; c: 4, s: 289)
Allah Teâlâ en iyi bilendir.